23 Şubat 2012 Perşembe Saat 03:01
ÇOK OKUNANLAR
Online Bugün
6 37
IP 38.107.179.239
Mavi Edebiyat
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Jodaeiye Nader az Simin
20 Ocak 2012 Cuma Saat 01:14
Bir ayrılığın hikayesi...





Orijinal Adı                    : Jodaeiye Nader az Simin (A Separation / Bir Ayrılık)
Yazar / Yönetmen         : Asghar Farhadi
Oyuncular                      : Peyman Moaadi (Nader), Leila Hatami (Simin), Sareh Bayat (Razieh), Shahab Hosseini (Hodjat), Sarina Farhadi (Termeh)
Tür                                 : Dram
Süre                               : 123 dakika
Ülke                                : İran
Yapım                             : 2011

Simin: “Babası alzheimer hastası. Onun oğlu olduğunu bile bilmiyor. Senin, onun oğlu olduğunun farkında mı”?

Nader: “Ben, onun babam olduğunu biliyorum”.

Bu cümleler filmin giriş sahnesinden alıntı. Film bir mahkeme salonunda başlıyor ve eşlerin ayrılma davasına bakılıyor. Kadının söylediği o cümleden dolayı belki de filmin başından sonuna kadar, kadına (Simin) önyargıyla bakabilir ve hatta filmin sonuna kadar kocanın (Nader) haklı olduğunu düşünebilirsiniz, ki öyle de oluyor. İran’dan, kendi öz yurdundan ayrılmak için geçerli bir bahane gösteremeyen Simin, kocasının İran’dan ayrılmamak için öne sürdüğü, babasının alzheimer hastası oluşu sebebini bile kabul etmemekte direnmektedir.

                Filmin konusu her ne kadar çiftlerin ayrılığı üzerine kurulmuş gibi görünse de asıl kurgu ve olaylar, eve hizmetçi olarak alınan kadının (Razieh) düşük yapması üzerine dönüyor. Bu ikinci asıl kurguda olaylar daha çok vicdan hesaplaşması üzerine yoğunlaşmış. Filmin başından sonuna kadar izleyicilerin kafalarında soru işaretleri beliriyor: “Kim haklı, kim haksız?”, “Hangisi dürüst, hangisi yalan söylüyor?” “Acaba şöyle/böyle olacak mı?”… Oyuncuların bir kez de olsa masumca veya durumu kurtarmak adına söylediği yalan, olayları etkilediği gibi izleyiciyi de etkiliyor ve “acaba hangisi doğru söylüyor?” şüpheleri beliriyor. Bu yalanlar ortaya çıkarken seyirci çok da şaşırmıyor desem yeridir. Çünkü zaten izleyicinin kafasında beliren şüpheler sürekli değişik noktalara/cevaplara yöneliyor, nihayetinde bu şüphelerden biri ağırlıkta doğru çıkıyor.

                Tabi filmde İran’ın sosyal şartlarına üstü kapalı olarak göndermelerde bulunulmuş. Özellikle bazı cümlelerde bunu açıkça görmek mümkün ve bu tür cümleler izleyiciler üzerinde şüphesiz ki soru işaretleri uyandıracak:

                Simin: “Kızın ve onun geleceği senin için önemli değil yani? Yani bu ülkedeki çocukların bir geleceği yok mu? Bir anne olarak ben onun bu şartlarda yetişmemesini tercih ederim”.

                Elbette bu ülkedeki şartların ne olduğuna veya çocukların hangi şartlarda eğitim aldığına, İran’da yaşayanların geleceğinin olup olmadığına değinilmemiş; ama bu tür soru veya cümleler izleyenleri soru sormaya veya aynı ülke hakkında düşünmeye sevk ediyor. Elbette izleyicilerin bu soruların cevabını bulmaya sevk edilmesi, yönetmenin ülkesi adına arka plandaki başarısıdır.

                Filmin sınıf çatışmasına dayalı kısımları da yok değil. Özellikle hizmetçi kadının kocasının (Hodjat) mahkemede hâkime söylediği “Bir ayakkabı tamircisinde 10 yıl çalıştım. Beni kovdular ve "becerebilirsen git hakkını ara" dediler. Dava açtım, bir yıl boyunca gidip geldim. Sonunda, bir hiç. Git evde otur dediler. Ama bu sefer pes etmeyeceğim. Bu kez farklı.” tarzından cümleler, sınıf çatışmasının veya toplumda sınıflaşmanın olduğuna dair göndermeler olmuş.

İki ailenin ve buna bağlı olarak çocukların çocukluk ve ergenlik psikolojisinin de ele alındığı bu filmin bana göre en can alıcı yeri sonu olmuş ki, son da kocaman bir soru işareti kalmış. Nader ve Simin’in ne ayrıldığını anlayabiliyorsunuz ne de Termeh’in hangi tarafı, anneyi mi babayı mı, seçtiğini anlayabiliyorsunuz. Yönetmen, duruşma salonunda başlayan filmi, kafalarda soru işareti bırakarak adliye koridorlarında, izleyiciye uzaktan Nader ve Simin’i seyrettirerek bitirmiş. Filmin genelindeki şüphelerimize, sorularımıza verdiğimiz olası cevapları, son sahnede verememiş olmamız, canımızı sıkmıyor değil. Neden sanki yönetmen son sorunun, Termeh’in kimi seçtiğinin cevabını vermemiş ki diyoruz.  Sanırım böylesi, Termeh’in hangi tarafı seçtiğinin gösterilmemesi, ayrılan çiftlerin çocuklarının yönlendirilmemesi adına güzel olmuş. Yönetmeni, eğer düşünce bu ise, bu noktada takdir etmek gerekiyor.

Türk sinemasının geyik tavrından, ucuz komedi veya dram anlayışından usanan veya bunlara itibar etmeyen izleyiciler için izlenilmesi gereken bir film diyorum. Aldığı ve belki de bundan sonra alacağı ödülden bahsetmek istemiyorum tabii ki. En iyisi bir akşam sakin kafa ile ve film izleme moduna girerek, iki saatinizi bu filme ayırabilirsiniz.

 

Münir ÇAKMAK

 

A Separation Trailer

Bu yazı toplam 109 defa okundu.
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.