21 Mayıs 2012 Pazartesi Saat 04:37
ÇOK OKUNANLAR
Online Bugün
5 13
IP 38.107.179.239
Mavi Edebiyat
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kemalettin Bal - Çayhane
05 Şubat 2012 Pazar Saat 22:54


bardağı bir elinden diğerine alıyordu. dışarıda yağmur yağıyordu. vakit akşamdı, camlar buğuluydu. şehrin ışıkları camda erimiş gibi içeri doluyordu. bardağı hala bir elinden diğerine alıyordu. içeri insanlar giriyordu. yan masada ülke geleceğine dair tartışma oluyordu. arka masada iki öğrenci bir birlerinden bağımsız ders notlarındaki cümlelerin altlarını çiziyorlardı. “bu kesin çıkacak, bak göreceksin.” dedi esmer dökük saçlı göbekli olanı; uzun, sarışın ve dağınık saçlı olan aldırış etmedi. çizmeye devam etti. zihninde günlerdir bir türlü sıraya dizemediği sevdiği kıza dair cümleler vardı. aslında mesele basitti, kızı seviyordu. muhtemelen kız onu sevmiyordu. uygun bir saatte, mesela okul çıkışı kantinde kızın oturduğu masaya oturacak, kafasını yere eğip soğuk bir ses tonuyla “seni seviyorum.” diyecek ve susacaktı. kız da susacaktı. şaşırmış gibi görünecekti, oysa sevdiğini zaten biliyordu kız. yine de “şey… doğrusu şaşırdım.” diyecekti, sonra “sen çok iyi bir dostsun. eminim çok daha iyilerine layıksındır; ama ben sana hiç o gözle bakmadım.” diyecekti. her iki taraf da çok netti. oğlan seviyordu, kız sevmiyordu. papatya falı elbette değildi. oğlan için şiirinin bizzat kendisiydi. kız içinse kendini seven şaşkının biriydi. her kız gibi seviliyor olmak fikri hoşuna gidiyordu; ama o kadardı. kız üst sınıftan başka birini seviyordu. üst sınıftaki en alt sınıftan çömez, yeni gelmiş, kıvırcık esmer kızı seviyordu. kıvırcık, esmer, yeni gelmiş çömez kız memleketlerinde bir oğlanı seviyordu. yağmur yağıyordu, adam elindeki çayı bir diğerine geçiriyordu. esmer şişman çocuk sınavda kesin çıkacak fikrinde ısrar ediyordu. yan masada ülkeye dair tartışmayı yaşlı adam kazanıyor gibi mağrur arkasına yaslanıyor, bıyık altından alaycı gülüyordu. sarışın dağınık saçlı çocuk “seni seviyorum”u söylemeden nasıl söylenire dair düşünüyordu. camlar biraz daha buğulanıyordu, akşam biraz daha oluyordu. ışıklar biraz daha camlarda eriyordu.  adam elindeki bardağı diğerine geçiriyordu. durdu. “garson” dedi “bu çay soğudu. taze bir demli çay”.

garson en dip masadaki küllüğün içini boşaltıyordu…

Bu yazı toplam 223 defa okundu.
SERPİL
BİRAZ ORDAN BİRAZ BURDAN
Yüzümde tebessüm bırakan bir yazı. Mahalleden, Melahat heyecanla anlattı, ben de tebessümle dinledim :)
13 Şubat 2012 Pazartesi Saat 00:17